Vatan Hainleri!

Türk’ün Ekmeğini Yiyip de Türk’e kılıç Sallama!!

  • a

  •  

    Mart 2007
    M T W T F S S
        Apr »
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  
  • Son Yazılarımız

  • İstatistikler

    • 758,593 Tıklama
  • Gocunanlar

Mart, 2007 için Arşiv

Ozana bağlama kırdırdılar

Yazan: vatanhainleri Mart 28, 2007

Atatürk ve Türk halkına hakaret içeren şarkısı nedeniyle bir Ermeni rock grubuna cevaben klip çeken Kılıç Ozan, klibi yayınlamayan müzik kanalını bağlamasını kırarak protesto etti.

Kılıç Ozan, Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde bağlamasıyla basın mensuplarına poz verdikten sonra, burada bağlamasını kırmasına güvenlik güçleri izin vermediği için İstiklal Caddesi girişindeki Fransız Konsolosluğu’nun önüne geldi. Eyleminin nedenini anlatan Kılıç Ozan, ”Ermeni rock müzik topluluğu System of a Down’ın, kısa süre önce çıkardığı albümünün ‘Holly Mountains’ adlı parçasında Atatürk’e, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk halkına hakaret edildiğini ve sözde Ermeni soykırımının dile getirildiğini” söyledi.

Bu şarkıya cevaben ”Kalk Ayağa Ehl-i Vatan” adlı parçasına klip çektiklerini, bu klibi de bir müzik kanalına parasını peşin ödeyerek yayınlaması için verdiğini belirten Kılıç Ozan, ”Müzik kanalı, parasını peşin alıp klibi 3 gün yayınladıktan sonra yayından kaldırdı. ‘Bunun nedeni nedir?’ diye sorduğumuzda, ‘Bizi aşan mevzular var’ yanıtını verdiler. Ben halk ozanıyım, silaha sarılmam saza sarılırım” diye konuştu.

Kılıç Ozan, daha sonra, 40 yıllık bağlamasını yere vurarak kırdı. Ozan’ın konuşmasına ve eylemine, vatandaşlardan bazıları da alkışla destek verdi. Konuya ilişkin basın bülteninde de, Kılıç Ozan’ın kaset ve CD’lerinden elde edilecek gelirin yüzde 10′unun Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na bağışlanacağı bildirildi.

İşte durum bundan ibaret… Bu vatana söversen itlik yapıp yıkmaya çalışırsan her kanalda kendine yer bulursun… Ama bu vatana sahip çıkarsan seni dokuz köyden kovarlar!

Atatürk’ün dediği “dahili bedbahtları” sergilemeye yılmadan devam edicez… 

Yazı kategorisi: Genel, Görüntüler | 3 Yorum »

3 Saniye

Yazan: vatanhainleri Mart 20, 2007

Tayyip’le Bush ilk buluşmalarinda birbirlerine hava atarlar…

Bush, Tayyip’e “Bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz” der.

Tayyip altta kalmaz ve karsilik olarak “Bizde öyle bir teknoloji var ki,
partimizin bütün üyelerine 100 metreyi 3 saniyede koşmayı öğretiyoruz”
der.

Türkiye’ye döndügünde Tayyip’i bir düşünce alir.
Danismanlarini çagirtir ve…
attigi palavrayi anlatir. “Haftaya Bush geliyor.
Yalanimiz ortaya çikacak, acaba ne yapsak?” diye sorar.

Danismanlarindan biri hemen yanitlar: “Onlara ölüyü nasil dirilttigini sordunuz mu?” “Hayir sormadik” “O halde hiç korkmayin baskanim, elin Bush’u Anitkabir’e götürün. Atatürk’ü diriltmesini isteyin.

Diriltmezse o rezil olur..
Yok eğer diriltirse,siz zaten 100 metreyi 3 saniyede kosarsiniz!!!”

Yazı kategorisi: Fıkralar | 25 Yorum »

Tayyip’in Danışmanları

Yazan: vatanhainleri Mart 20, 2007

1) MÜCAHİT ASLAN

Tarih 28 Mart 1994.
İstanbul Aksaray’da oto galerisi, yeleklerinin üzerinde “polis” yazan, 8 kişi tarafından basıldı. 42 yaşındaki galeri sahibi ve 32 yaşındaki yeğeni, dükkanda bulunan müşteriler ve konukların gözleri önünde, “karakola gitmemiz gerekiyor” diye alınıp götürüldü.
Galeri sahibi daha önce de uyuşturucu kaçırdığı, PKK’ya para yardımı yaptığı iddialarıyla gözaltına alınmıştı. Bu sbeple karakola götürülmesini hiç yadırgamadı.
Ertesi gün.
Kınalı – Sakarya TEM otoyolunda, Hendek gişelerine bir kilometre kala, şakağına sıkılan tek kurşunla öldürülen galeri sahibi ile kalbine üç kurşun sıkılmış, gözleri bağlı yeğeninin cesedi bulundu…

O günler, PKK’ya yardım eden Kürt işadamlarının öldürüldüğü günlerdi…

Aradan yıllar geçti. Öldürülen Kürt işadamının bir başka yeğeni bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı. Öyle sıradan bir danışman değil ama;
10 Aralık 2002 tarihinde, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Bush ile AKP Genel Başkanı R.T.Erdoğan’ın yaptığı toplantıya katılan birkaç isimden biri.
Babası milletvekili. Babası bir dönem insan hakları meseleriyle çok yakından ilgiliydi; dernek başkanıydı; fırsat buldukça da İstanbul-Ankara belediyelerinin köprü, yol ihalelerini alırdı. Ailece S-300 Mercedese biniyorlar…

Danışmanın üniversite mezunu bile olmadığı söyleniyor. Başbakan Erdoğan’ın bu danışmana özel bir sevgisi olduğu biliniyor.

* * *

2) CÜNEYD ZAPSU

Bu danışman Güneydoğu’nun en büyük Kürt aşiretinin üyesi.
Dedesi ilk Kürtçe tiyatro eseri yazan bir edebiyatçı. Ehl-i Sünnet dergisinin sahibi.
Türkçe-Kürtçe yayınlanan “Jin” dergisinin önde gelen isimlerinden. Danışmanın halası, faili meçhul bir cinayete kurban giden Kürt hareketinin önde gelen isimlerinden Musa Anter’in eşi. Danışmanın eniştesi öldürüldüğünde Abdullah Öcalan başsağlığı mesajı yayınladı.

Öldürülen bu Anter’in yeğeni milletvekili de yine faili meçhul bir cinayete kurban gitti. Danışman yakın akrabaları gibi Doğu ve Güneydoğu’da gezmiyor.
O’nun bir ayağı hep Amerika’da. Orada da sıradan yerlere gitmiyor. Örneğin bugünlerde, Florida TAMPA’da ABD Askeri Komuta Merkezi’nin bulunduğu Mac Dill Hava Üssü’ne sık sık uğradığı söyleniyor. Biliyorsunuz, ABD’nin Irak işgalini komuta ettiği 9 merkezden biri burası. TÜSİAD üyesi bu danışman, Başbakan Erdoğan’ ın özellikle yurt dışındaki tüm resmi-özel görüşmelerinde bulunuyor.

Erdoğan’ın “aklının yarısı” olduğu iddia edilen bu danışman, işin tuhaf yanı, daha çok Korkut Özal’a yakın.

* * *

3) ÖMER ÇELİK

Bu danışman aslen Diyarbakırlı. Ama doğum yeri başka. Fakat Kürt olduğunu saklamıyor. Gazi Üniversitesi Kamu yönetimi mezunu. Dil bilmiyor sayılır.
Bir dönem radikal ıslamcıydı. Yaşar Kaplan’ın aylık Düşünce Edebiyat dergisinde editörlük yaptı. Buradan daha ılımlı, Ali Bulaç’ın Bilgi ve Hikmet Dergisi’ne geçti. Ali Bulaç sayesinde R.T. Erdoğan ile tanıştı.
Sonra Yeni şafak gazetesine geçti, köşe yazarı oldu. Bir ara Dinç Bilgin grubunda, sonra Aydın Doğan grubunda ve son olarak da Uzan grubunda çalıştı…
Yoksuldu; üniversitede yurtta kalıyordu; şimdi lüks otellerden çıkmıyor, 100 bin dolarlık jeeplere biniyor. Bekar. Kırık bir aşk hikayesi var.
Yazmam ama…
Meclis kulisinde dedikodu yapmayı seviyor: ki yıl önce Lale Mansur ile flört ettiğini söylüyordu, şimdi de Deniz Akkaya ile 6 ay birlikte olduğunu…
Sohbetleri renkli olsa da, AKP Grubu bu danışmanı hiç sevmiyor. Öyle ki, “Grupta ikinci tezkereyi geçirmek için, Amerikayı göklere çıkaran konuşmaya kızıp hayır oyu verdim” diyen AKP milletvekilleri var!

Bu danışman-milletvekili Başbakan Erdoğan’a özellikle Ortadoğu konusunda danışmanlık yapıyor.

* * *

4) EGEMEN BAĞIŞ

Babası Güneydoğu’da bir şehrin belediye başkanıydı. O ise Beyaz Saray’ın yeminli müşaviriydi. Nerden nereye… ABD vatandaşı olduğu iddia ediliyor. Ama şimdi o hem danışman hem milletvekili.

* * *

Uzatmayalım. Başbakan Erdoğan’ın tüm danışmanlarının Kürt olmaları tesadüf mü?

Öyle kabul edelim!

Peki hepsinin bir şekilde ABD ile yakın temas içinde olmalarını nasıl açıklayacağız?

Bilmem.

Ama bildiğim şudur: Ağrı Diyadin DEHAP ilçe Başkanı Mehmet Nuri Sarı’nın, Abdullah Öcalan’a, “Sayın” dediği için 2 yıl 1 ay hapse mahkum edilmesinin bugün hiçbir anlamı yoktur. Türkiye, içindeki düşmanını yanlış yerlerde arıyor; biraz kafasını kaldırıp yukarıya bakması gerekiyor… Ayrıca yeni çıkan haberlere göre de tayyip bey de öcalan itine “sayın” demiş! İşte kanıtı…

* * *

Yeniden Cüneyt ZAPSU’ya dönelim…
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın Danışmanı (BİM marketlerin sahibi)
Kürt Teali Cemiyeti’nin Kurucu Üyesi, Kürt Hevi Cemiyeti’nin Kurucusu ‘Kürdistan’da Kürtten başka hiçbir millet yoktur’ diyen Abdurrahim ZAPSU’nun torunudur.

Alman vatandaşı olduğu için milletvekilli adayı olmadığı belirtilen Cüneyt ZAPSU, AKP’nin kurucu üyesi ve ‘Türkiye yalnızca Türklerin değildir.. Bu düzenin koruyucusu olmamız mümkün değil.. Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok.. Bu hukuku hazırlayanlar bu düzenin kaldırılmasının maşası olacak…’ diyen Tayyip’in danışmanıdır.

Yaşadığı sürede Türklere her fırsatta kin kusan babaannesi Hidayet Zapsu, Kürt isyanlarının baş aktörü olan Bedirhan aşiretine mensuptu. BİM’in de sahibi olan Cüneyt ZAPSU’ nun halası PKK’nın ve Apo’nun akıl hocası Musa ANTER’in karısıdır.

ZAPSU’nun şirketlerinde , Kürt Teali Cemiyeti’nin başkan ve mensuplarının torunları yönetici olarak görev yapıyorlar.

‘… Şeyh Sait’in öcünü alıyorum, aldım… Şeyh Sait ve taraftarları gerçek şehittirler’ diyen, Şeyh Sait’in dava arkadaşı Abdurrahim ZAPSU’nun torunu Cüneyt ZAPSU icraatlarıyla da görülüyor ki, dedesinin kin ve intikam duygularını başarıyla devam ettiriyor.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ise Şeyh Sait’in torunudur.

İlginç değil mi?

* * *

BİM’den ve Ülker’den alınan her ürün hainlerin gücüne güç katmaktadır.

TOPLAM 1169 MAĞAZA !

ADANA, AFYON, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BARTIN, BAYBURT, BİLECİK, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DÜZCE, EDİRNE, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HATAY, ISPARTA, İSTANBUL, İZMİR, KAHRAMANMARAŞ, KARABÜK, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRIKKALE, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KİLİS, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MANİSA, MERSİN, MUĞLA, NİĞDE, ORDU, OSMANİYE, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, UŞAK, YALOVA, ZONGULDAK

Yazı kategorisi: Aldatma ve Karalama Partisi, Ali İhsan (Mücahit) Aslan, Cüneyt Zapsu, Egemen Bağış, Recep Tayyip Erdoğan, Ömer Çelik | 28 Yorum »

Danıştay Saldırısı

Yazan: vatanhainleri Mart 20, 2007

Danıştay'ı Hedef Gösteren Vakit17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay II. dairesine Alparslan Arslan adlı saldırganın gerçekleştirdiği silahlı eylemi unutmadık.Alparslan Arslan (avukat) bu saldırıyı, Danıştay II. dairesinin türban hakkında aldığı kararlara tepki olarak gerçekleştirdiğini ifade etti. Saldırı sonrasında, Danıştay İkinci Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin öldü, aralarında daire başkanı Mustafa Birden’in de yer aldığı dört üye daha yaralandı. Arslan, saldırı sonrasında kaçmaya çalışırken Danıştay’da görevli polis memurları tarafından yakalandı. Alparslan Arslan’ın, saldırıya yakın tarihlerde Cumhuriyet Gazetesi’ne el bombası atan kişi olduğu tespit edilmiştir. O günlerde de 2 kez Cumhuriyet Gazetesine bombalı saldırı yapıldı hatırlarsınız… Ama suçlusu yakalanamamıştı görüntülerin olmasına karşın!!! İşte bu iki olaydan sonra bu danıştay saldırısının geleceği belliydi… ve beklenen oldu da!

Saldırıya Türkiye’deki belli kesimlerden tepkiler geldi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 19 Mayıs 2006′da yaptığı açıklamada saldırının sadece Danıştay’a değil, laik devlete de yöneltilmiş olduğunu söyledi. Saldırıdan sonraki gün kaldırılan Yücel Özbilgin’in cenazesi sırasında bazı kesimlerce irticaya ve irticanın oluşmasına imkan verdiği iddia edilen Tayyip Erdoğan Hükümeti’ne tepkiler yağdı.

Cumhuriyet bombalandığı zamanda vurdum duymazlıktan gelen tayyip bu olayda da bıyık altından güldüğüne eminiz... Cenaze namazı öncesi ve sonrasında “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganları atıldı ve cenazeye gelen AKPli hükümet üyeleri “katiller dışarı” sloganları ile protesto edildi. Ama başbakan bunları bir maç sloganına benzetti.. Daha önce ki yazımda Laiklikin ne demek olduğunu tayyibe öğrettim ama anladı mı bilinmez.

 Cenazeye gelen yargı ile YÖK üyeleri, cumhurbaşkanı ve askerler ise göstericiler tarafından alkışlandı. Bu da Türk Milleti’nin kime güvendiğini çok basit bir şekilde göstermiştir. Bir Teröristin önünde diz çöken bir dincinin halk tarafından benimsenmediğinin resmi idi bu cenaze töreni oldu…

Hükümet dışında hükümete yakınlığı ile bilinen Vakit Gazetesi de tepki gördü. Zaten görmemesi de beklenemezdi! Gazetenin, Danıştay 2. Dairesi’nin okul öğretmenlerinin türban takmasını uygun bulmayan kararından sonra “İşte O üyeler” diye hedef gösteren bir başlık atıp daire üyelerinin resimlerini basması ve gazetenin bu sayısının saldırganın üzerinde çıkması, Vakit Gazetesi’nin saldırıda rolü olduğunu kanıtlamıştır!

Saldırgan Arslan ile birlikte saldırıya karışmış yedi kişinin davası hala devam ediyor. Davanın ilk duruşması sırasında alçak Arslan kaçmaya çalışmış, fakat başaramamıştır. Dava günü açıklama yapan baba İdris Arslan, “Laiklik adı altında kutsal değerlerine saldıranlara Türkiye’nin gereken cezayı vereceğini” söyleyerek oğlunun yaptıklarını desteklemiştir. Aslında yürek olsaydı bu uçkursuzu babasıyla tıkacaksın kodese ama işte nerde tayyipte o yürek ve bilgi…

Danıştay Saldırısı Menemen gibi Sivas Katliamı gibi Cumhuriyet’e ve Atatürk değerlerine yapılan gerici yobaz bir saldırıdır!

Yapanıda yaptıranları da nefretle Kınıyoruz!

Yazı kategorisi: Aldatma ve Karalama Partisi, Dinci Yayınlar, Vakit Gazetesi | 6 Yorum »

Menemen Olayı – Bülent Arınç

Yazan: vatanhainleri Mart 20, 2007

KUBİLAY OLAYI

Manisa’da, Menemen’de ve daha bir çok yerde işgalcilere karşı bir örgütlenme içerisinde yer almayanlar, cumhuriyetin ilanından sonra “din elden gidiyor” söylemi ile Hüsnüyadis namlı, Manisa Mutasarrıf Nakşibendi tarikatı mensubu Giritli Hüsnü Bey’in kardeş çocuğu olan sözde Giritli mehdi Derviş Mehmet önderliğinde çoğu cahil insanlar bir araya geldiler…

Bu grup 23 Aralık 1930 günü Menemen’de yaptıkları isyan girişimi sırasında kendilerine engellemeye çalışan 43. Piyade Alayı’ndan Piyade Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ile karşı karşıya geldiler. Kubilay ve beraberindeki askerler gruba uyarı ateş açtı. Fakat, “silahlarında manevra mermisi bulunduğundan dolayı etkili” olamadılar… Bunu fırsat bilen Giritli mehdi Derviş Mehmet ise, “bakın bana mermi işlemiyor” diyerek kendince kutsallık zırhına büründü. Olaylar sırasında ağır bir şekilde yaralanan Kubilay, yaralı olarak meydandaki hükümet binasına girmek istedi. Ama binanın giriş kapısı kapalı olduğu için giremedi… Bu nedenle, hükümet binasının hemen yanındaki Kazez Camii bahçesine yöneldi. Giritli mehdi Derviş Mehmet, Giritli Şamdan Mehmet ile birlikte Kazez Camii bahçesinde bitkin bir vaziyette bulunan Kubilay’ın başını bağ testeresi ile canlı canlı gövdesinden ayırdılar. Sonrada, asteğmen Kubilay’ın başını yeşil bir bayrağın tepesine takarak Menemen sokaklarında dolaştırmaya başladılar. Bu sırada, kendilerine müdahale eden Şevki ve Hasan adlı kahraman iki bekçiyi de öldürdüler. Olay yerinde toplanan 250 – 300 kişilik ahali ise Kubilay’ın şehit edilmesi esnasında olaylara hissiz ve seyirci kaldı. Hatta bir kısmı, olayı tasvip edercesine alkış tuttu. O sırada sözde mehdi Giritli Derviş Mehmet, Yüzbaşı Fahri’ye “ben mehdiyim, şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez. Karşımdan çekil!” dedi…

Sonunda isyan bastırıldı. Kurşun işlemeyen sözde Giritli mehdi Derviş Mehmet’e ateş açıldı. Ve bu ateş esnasında Kubilay’ı şehit eden sözde Giritli mehdi Derviş Mehmet ile birlikte Giritli Sütçü Mehmet ve Giritli Şamdan Mehmet öldürüldü. Aralarında önceden Şeyh Sükuti’nin Menemen belediye başkanlığı yaptığı sırada yönetimde birlikte olduğu bilinen Hayımoğlu Yahudi Jozef, Erbilli Şeyh Esad’ın oğlu Mehmet Ali ve 37 kişinin idamına karar verildi. Nakşibendi Şeyhi Esad Efendi ise ilerlemiş yaşından dolayı 24 yıla hapis oldu. Fakat tutuklu bulunduğu sırada hastalığından dolayı öldü. Şeyh Esat ve tarikatının amacı Cumhuriyet kayıtlarına, “Hükümeti yıkmak, ATATÜRK ilke ve inkılaplarına aykırı olarak saltanat ve şeriatı getirmek, tekke ve zaviyeleri açmak, şapkayı yasaklayıp yeniden fesin kullanılmasını” sağlamak olarak geçti. Menemen olayının hazırlayıcılarından olan Nakşibendi tarikatı lideri Şeyh Esat’ın yurt dışı bağlantısı ile ilgili olarak Askeri Mahkeme Başkanı General Mustafa MUĞLALI, verdiği beyanatta (Cumhuriyet Gazetesi; 01 Şubat 1931 Tarihli nüshası), “Şeyh Esat, hilafet komitesiyle alakasına dair bir itirafname hazırlıyordu. Bu münasebetle İngiliz casusu Lavrens ile münasebette bulunduğunu da doğrulamaktaydı. Fakat, hastalığı bunu yazıp bitirmesine mani” olduğunu belirmiştir.

İşte size, “bir – iki sarhoş ve esrarkeşin gerçekleştirdiği olayların insafsızca inançlı bir kesime mal edilmek” istendi denilen Menemen isyanı. Bu isyanın gerçeklerini yıllar sonra Nedim ÇAKMAK’ın yazdığı “İşgal Günlerinin İşbirlikçileri Hüsnüyadis Hortladı” isimli kitabı (Kumsaati Yayınları [Kitabın 5. baskısı yayına hazırlanıyor!]) sayesinde öğrendik… Kitapta, Menemen isyanını Giritli Hüsnü Bey’in Türk Milletine ve Cumhuriyete karşı düşmanlığı sonucu Yunanistan’a gittikten sonra buradan idare ettiği yazılıydı!!!

Olayların tertipleyicileri ise Nakşibendi tarikatı lider Erbilli Şeyh Esat, işgal dönemin Manisa Valisi Giritli Hüsnüyadis (1922’de Yunanistan’a yerleşti ve Hristiyan oldu) ve onun kardeş çocuğu Giritli Derviş Mehmet, Menemen Belediye Başkanı Şeyh Sükuti ve akın akın Manisa’dan Menemene gelen diğerleri…

Hüsnüyadis namlı Manisa Mutasarrıfı, Nakşibendi tarikatı mensubu Menemen isyanının tertipleyicisi, Nakşibendi tarikatı lideri Erbilli Şeyh Esat ve Derviş Mehmet, işgal yıllarında yurdunu savunmak için çete kurmadı, işgal güçlerine karşı kurşun sıkmadı!… Fakat, genç Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı çete kurarak, asker ve iki bekçisine kurşun sıkmakta ve kurşun sıktığı asteğmen Kubilay’ın başını bağ testeresi ile kesme konusunda hiç tereddüt etmedi.

“Menemen isyancısı Derviş Mehmet’in (Menemen-Sümbüller Köyü) ikinci eşinden torunu, babadan Girit Rum’u, anadan Mısırlı Arap olan zat şimdi Meclis başkanlığı yapan (Bülent ARINÇ) ın dedesidir…

Yazı kategorisi: Aldatma ve Karalama Partisi, Bülent Arınç | 132 Yorum »

Bülent Arınç Diyor ki..?

Yazan: vatanhainleri Mart 20, 2007

“60 Milyon insanı kardeş yapan laiklik değildir.”

1923Te Mars’tan düşmüş gibi bir devlet kurduk… Sapık ilkelerini tabu haline getirdiler… Arkasına saklanıyorlar… Ama hiçbir şey kar etmez… Ne tank, ne top… Takdiri Hüda’nın karşısında hiçbir beşeri sistem duramaz… Barajlar, barikatlar sökmüyor artık… 1 cm bile gerilememiz olmayacak… Bir ot halindeyiz… İçte dindar, dışta laik olduk… İki yüzlü olmaya mecbursunuz…” (Konya)

“Totemler çıkarıyorlar… Kendi sapık ilkelerini tabu haline getirmişler, arkasına saklanıyorlar ama çatarsan mahvolursun ha diyorlar…”

“Optimistler Derneğinden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği mensuplarına varıncaya kadar bir kısım evde kalmışar ve ya bir kısım konken partilerinin müdavimleri sokakta filana bağlılık filana saygı yürüyüşü yapıyorlar…

Kusura bakma bülent bey… senin deden Türkiye Cumhuriyet’ini kuranlarla çatışırken bizim dedelerimiz Yemen’de Çanakkale’de Sakarya’da bu vatan için öldüler! Menemen’de dedenin öldürdüğü Kubilay’ı unutmadık… Yapılanların hepsi dün gibi gözümüz önünde! Sapık ilke dediğin şu anda oturduğun koltuğu sana armağan eden mücadeledir! Yaşamanın yegane sebebi Atatürk ve Kemalizm iken sen deden gibi yobaz ol! Zaten sen ve senin gibilerden ancak bu beklenir nankör herif!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Yazı kategorisi: Aldatma ve Karalama Partisi, Bülent Arınç | 36 Yorum »

İstiklal Marşı’nı öğreninde gelin

Yazan: vatanhainleri Mart 20, 2007

Yazıklar olsun demiycem…

Zaten burası Vatan Hainlerinin sitesi…

Yazı kategorisi: Görüntüler | » yorum bırak;

Bu Şarkı Size Beyler

Yazan: vatanhainleri Mart 19, 2007

Nasıl Beğendin mi tayyipos?

Yazı kategorisi: Aldatma ve Karalama Partisi, Görüntüler, Recep Tayyip Erdoğan | » yorum bırak;

Tayyip Diyor ki..?

Yazan: vatanhainleri Mart 19, 2007

“Biz referansı İslam olan bir düşünceyi temsil ediyoruz. %99′u müslüman olan Türkiye’de başka bir şey olur mu?”

 ”Kahrolsun şeriat diyenler kendi kendilerine kahrolmaktadırlar.” (1990)

 ”Tevhid-i Tedrisat Kanunu nerlerin önünü tıkamak, nelerin önünü açmak için içindir.”

“Harf İnkılabı vasıtasıyla bir ülkenin tamamının bir anda sıfır okur yazar seviyesine indirgenmesi kimlere yaramıştır.” (1993)

“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor. Yani bu millet istedikten sonra, tabi elden gidecek yahu! Sen bunun önüne geçemezsin ki. Millete rağmen bu yürümez zaten. Sonra nedir bu laiklik Allah aşkına? Bir tarif edin diyorsun, tarif edemiyor. Bu nemenem şey yahu.” (1995)

Sana ne olduğunu ben anlatayım tayyip! Hatta sana Türk’ün büyük lideri anlatsın:

“Meclisin ilk zamanlarında , zamanın önde gelen din adamlarından biri

“beyler bir laikliktir gidiyor.afedersiniz ben bu laiklik nedir anlamıyorum” der.

Bunun üzerine meclis başkanlığı yapan Atatürk dayanamaz ve elini masaya vurarak :

Laiklik adam olmaktır hocam , ADAM OLMAK!! ” der.

 şimdi anlayabildin mi?

“1,5 milyarlık İslam, müslüman Türk Milleti’nin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Işıkları göründü. Allah’ın izniyle kıyam başlayacak…” (Ümraniye – 1995)

“Türkiye Cumhuriyeti’nin 70 yıllık tarihine baktığımıda rejimin yüzakı ile çıktığını söyleyemeyiz.” (2. Cumhuriyet Tartışmaları – 1993)

“Bize göre demokrasi amaç değil ancak bir araçtır. Hangi sisteme girmek istiyorsanız, bu düzenin seçiminde bir araçtır.”

“Türkiye Cumhuriyeti katı bir üniter anlayışa sahip olmuştur.”

“Hatta Türkiye din konusunda da aynı şeyi seçmiş, kendisine din olarak Kemalizm’i (Atatürkçülük, Laiklik, devrimler…) almış, başka hiçbir dine (müslümanlık dahil!) hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir.”

“Türkiye Cumhuriyeti 1923′ten bu yana sürekli GERİYELİŞ içindedir. Türkiye’nin 70 yıllık tarihi boşa harcanmış bir zamandır.

“Türkiye’yi İslam’ın devlet planı içinde düşünüyorum.”

“Türkiye’nin yarınında artık Kemalizm’e ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur.

“En üst belirleyici, İslam’ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir.”

“Ben Muhammed Müslüman ümmetindenim. Türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. Hayatımı Mustafa Kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, Türkiye’yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime, Kemal Paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan, şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma, dinim, Allahım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim.”

tayyippos’un ne mal olduğunu da böylece anlatmış bulunuyoruz!

madem tayyip Atamıza karşı yemin etmiş, bizde ATAMIZA BAĞLILIĞA ANT İÇELİM!

EY BÜYÜK ATA!Varlığımızın en mukaddes temeli olan, Türk istiklalinin ve Türk Cumhuriyetinin ebedi bekçileriyiz. Bu karar, sarsılmaz irademizin değişmez ifadesidir.İstikbalde, hiçbir kuvvet yolumuzdan döndüremeyecektir.
Bizler, bütün hızımızı senden, milli tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez insan ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her hamle şuurludur.
En kıymetli emanetin olan Türk istiklal ve Cumhuriyeti, mevcudiyetimizin esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde ilelebet yaşayacak ve nesilden nesile devredilecek.

Bu mukaddes emanete yönelen dâhili ve harici bütün tecavüzler, iman dolu göğsümüze çarparak parçalanacaktır.

İstiklal ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar en modern silahlarla mücehhez olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, milli şuurumuzu ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaklardır.

Çünkü İstiklal ve Cumhuriyetimize kastedenler, karşılarında beş bin yıllık şerefli Türk tarihinin yılmaz evlatlarını, cumhuriyeti ve inkılâplarının feyizli ve imanlı gençlerini bulacaklardır.

EY TÜRK’ÜN BÜYÜK ATASI!

İstikbal ve Cumhuriyeti korumak mecburiyeti hâsıl olursa içinde bulunacağımız ahval ve şerait ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp, her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

TÜRK GENÇLİĞİNİN ANDI

Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, Cumhuriyetin ve devrimlerinin (inkılâplarının) yılmaz bekçileriyiz.

Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verip, kendimizi büyük Türk Milletine adarız.

BUNU KAFANA SOK TAYYİP!

BUNU KAFANA SOK İRTİCA!

Yazı kategorisi: Aldatma ve Karalama Partisi, Recep Tayyip Erdoğan | 12 Yorum »

Kim bu adam?

Yazan: vatanhainleri Mart 19, 2007

Tayyip Hikmetyar'a diz çökmüş...

Terör ilişkileri nedeniyle Türkiye’deki tüm hak ve alacaklarıyla mal varlığının dondurulması hakkında, 28 Mart 2003 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı alınan, Afganistan’da El Kaide örgütüyle işbirliği içinde teröre dayalı mücadele yapam gülbeddin hikmetyar önünde, diz çökerek fotoğraf çektiren bu adam kim?

Yazı kategorisi: Aldatma ve Karalama Partisi, Recep Tayyip Erdoğan | 2 Yorum »

“Utanç Duvarı” Yıkıldı, Mehmedim Yoksa Sana Yol mu Göründü!!!

Yazan: vatanhainleri Mart 19, 2007

imageKKTC Makamlarının Lokmacı Krizinde tanımladıkları “Utanç Duvarı” nihayet 8 Mart 2007 gecesi 22:00 civarında yıkılmaya başlandı ve yıkıldı! Hemen ardından değerlendirmeler geldi ve “Başardık!”!!! Acaba kim başardı? Diye soru sormadan geçemeyeceğim. Bizim hükümetimiz ve siyasilerimiz diyorlarki “Rumlar uzlaşmazlık direnişlerine daha fazla devam edemediler ve duvarı yıkmak durumunda kaldılar!” 

 Duvar yıkıldıktan iki gün sonra 10 Mart’ta Esnaf ve Zanaatkarlar odasının 6. Genel Kurultayına katıldım. Odanın başkanının adı Hürrem Tulga. Tam bir birleşik Kıbrıs sevdalısı. Açılış öncesinde bir dakikalık şehitler için saygı duruşu yapıldı ama İstiklal marşı okunmadı. Konuşmalar büyük bir coşku içinde yapıldı. Tulga, Lokmacı köprüsünün yıkılmasını kendilerinin gösterdikleri büyük çabalar sonucu alındığını vurguladı. Sonra birden vatandaş insiyatifi adındaki bir Rum kuruluşu olan insiyatif yetkilisi Valentinu Sofeklitus adlı Rum kadın(müthiş bir mini etek ve arkadan yırtmacı ve göğüs dekoltesi ile) kürsüye çağrıldı ve Kurultayla iligili mesajını okuması istendi. Kurultay’da Sofeklitus söz almak istediğinden kendisine bu imkan verilmiş. Kürsüye çıkan Sofeklitus Rumca konuşmaya başladı. En son tercümesini Tulga yaparak Sofeklitus’un ortak vatan ortak mücadele içinde Lokmacının yıkıldığını, Elen Liderliğinin plana hayır demesinden ötürü üzgün olduğunu ama mücadelenin devam edeceğini belirtti. Konuşması ardından büyük bir alkışla yerine uğurlanan Sofeklitus’un memnuniyeti gözlerinden okunuyordu.  

Peki “Duvarı Rumlar yıkmaz” diyen bizim “uzmanlar”, Duvar yıkılması olasılığı karşısında şimdi ne yapacaklar?  

Hemen ilgili yerlere görüş sordum. Bana “merak etme asker çekilmez” dendi. Onlara aynen şunu söyledim: Rumların duvarı yıkmayacağını da söyleyerek “merak etme” demiştiniz.  

Hatırlanacağı üzere duvarı yıkmak için Papadopulos’un şartları vardı: Türk askeri çekilmeli, bölgede mayınlar temizlenmeli, sembolleriniz yani bayraklarınız kaldırılmalı.. 

Peki ne oldu? Rumlar duvarı yıktı ve yıkılan duvarın önüne Yunan ve “Kıbrıs Cumhuriyeti” bayrağı astılar. Şimdi bayraklarımız karşılıklı birinirine bakıyor.  

 Duvarların yıkılması ardından neler açıklandı? 

Ø      PAPADOPULOS: “şimdi görelim bakalım Ledra caddesinin açılması için sorun halen duvar mı? Biz engelin duvar değil, Türk askerinin varlığı olduğunu söylüyoruz. Şimdi Türk askeri bölgeden çekilecekmi? Bölgeden Türk askeri çekilmedikce buradan ivil geçişe müsade etmeyeceğiz.

Ø      RUM YÖNETİMİ SÖZCÜSÜ PAŞARADİS: “Türk askeri geçiş noktasındakalmaya devam ettiği sürece Ledra Caddesi açılmayacak. Orada ciddi bir güvenlik ve Türk askerinin bölgeden çekilmesi sorunu var. Türk tarafı caddenin açılmasını istiyorsa askerini çekmeli

Ø      AKEL YAYIN ORGANI HARAVGİ: “ledra barikatı yıkıldı, sırada Türk ordusunun bölgeden uzaklaştırılması var. “Cumrbaşkanı Papadapulos, Brükselde geçidin açılmasının önündeki engelin RMMO barikatı değil, Türk askerinin bölgedeki varlığı olduğunu göstermeyi amaçlayan tek taraflı bir hareket” yaptıklarını amaçladı.

Ø      RUM BELEDİYE BAŞKANI ELENİ MAVRU: “Türk tarfı duvarın yıkılmasına karşılık vermeli ve ciddi güvenlik sorunlarını çözmeli”

Ø      ABD ELÇİSİ SCHİLLER: “Lokmacı köprüsünün açılması ile Avrupa’nın son bölünmüş şehir de birleşecek”

Ø      AKPM BAŞKANI LİNDEN: “Papadopulos Lefkoşa’nın Berlin Duvarını yıkarak güvenin yeniden inşa edilmesine yardım ediyor. Talat’ı Kıbrıs Türk askerinin Ledra Caddesinden geçenler tarafından görülmemesini sağlamak için cesaretlendirdim. Kıbrıs artık Avrupa’nın son bölünmüş başkentine sahip oluşun utancını taşıyor olmaktan acı duymak durumunda değil. Papadopulos’un jestini yapıcı bir şekilde onurlandırmak ve Kıbrıs Türk askerinin Ledra Caddesinden çekilmesini sağlamak gerekir.”

Ø      RUM GÜNLÜK GAZETESİ FİLELEFTHEROS: Türk tarafı bölgeyi askersizleştirmezse duvarın yıkılmasına karşın geçit açılmayacak. Hükümet, “sahte devletin” bütün yasadışı sembollerini kaldırması talebinde ısrar edecek. Hükümet BM’ye sunduğu öneride askeri güçlerin ilk aşamada 100’er metre geri çekilmesini ve daha sonra Lefkoşa’nın tamamen askersizleştirilmesini ve bölgedeki binaların tamir edilmesini istedi.

Ø      RUM GAZETESİ SİMERİNİ: “Ledra’daki mevzi yıkıldı, barikatların açılması söz konusu değil, şimdi Türk askeri gidecek”

Ø      AB KARARI SEVİNÇLE KARŞILADI: AB KOMİSYON BAŞKANI OLLİ REHN: “uzun süredir beklenilen geçiş noktasının açılması, Lefkoşa’da iki toplumu biribirine yaklaştırma yolunda önemli sembolik bir adım olacaktır.

Ø      BM GENEL SEKRETERİ KIBRIS ÖZEL TEMSİLCİSİ MICHAEL MOLLER: “Lefkoşa’nın tarihi noktasında bir geçiş kapısı açılmasına yönelik olumlu adım” dedi.

Ø      RUM MECLİS BAŞKANI VE AKEL GENEL SEKRETERİ DİMİTRİS HRİSTOFYAS “ASKER KALKSIN”dedi.

Ø      KKTC CUMURBAŞKANI TALAT: “Biz Duvarı yıkmış, 2005’ten beri bekliyorduk”

Ø      KKTC BAŞBAKANI SOYER: “Bizim İstikrarlı Siyasetimizin Sonucu oldu. Bu gelişmeyle Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitlik ve iki bölgelilik temelinde çözüme doğru yol alışına yeni bir kilometre taşı daha eklenmiştir.” Üstüne üstlük Rumlar şimdi de Lefke bölgesindeki Gemikonağı duvarını kaldırma hazırlığına başlamışlardır… 

Peki şimdi ne oldu? Rumların duvarı yıkması ne manaya geliyor? 

Türk tarafı “bir adım önde olma, iyi niyetini birleşik kıbrıs mücadelesinde” göstermek için Genel Kurmayın itirazlarına karşın yıkma kararı aldı. Rumlar duvarı yıkmadıkları için “suçlu ve uzlaşmaz” duruma düştükleri yansıtıldı. Ancak şimdi eğer Türk askerini bölgeden çekmeyi kabul etmezse Türk tarafı uzlaşmaz olacak. Şimdi Türk tarafını oldukca yoğun baskılar beklemektedir.  

Eğer Genel Kurmayın karşılıklı duvar ve köprü kaldırılsın görüşü dikkate alınsaydı yine ayni durum mu olacaktı?

Hayır. Eğer Genel Kurmayın görüşü dikkate alınsaydı, Türk tarafı erken aceleci davranmasaydı ve birlikte yıkma kararı alsalardı o zaman kırmızı çizgilerden sapma söz konusu olmayacaktı. Yani Rumların bizimkiler köprüyü yıktığında ortaya koydukları koşulları hükümsüz olacaktı. Çünkü ayni anda açılması kararlaştırılan lokmacı kapısı için denge korunacaktı.  

Şimdi Türk askeri çekilecekmi?  

Genel kurmayın tavrına karşılık köprünün yıkılmasının ardından, şimdi Birleşik Kıbrıs sevdasında olanların başta Esnaf ve Zanaatkarlar odasının ve diğer tarafların bölgedeki  esnafı ve halkı “ASKER ÇEKİLSİN” eylemlerine götüreceği ortadadır. 

 Lokmacı barikatının bölgesindeki esnaf ne diyor köprünün ve duvarın kaldırılmasına? 

 Oldukca memnuniyet verici buluyor. Birleşik Kıbrıs için oldukca olumlu adım olarak görüyor.  

Şimdi biraz geçmişe Annan planı dönemine dönelim, Verheugen ne demişti? Kıbrıs Berlin Duvarının birleştiği gibi birleşecek! Bugün Rumların Duvarı yıkması nasıl değerlendirildi?  

Berlin duvarından sonra Avrupa’nın tek bölünmüş şehri de birleşmesinin adımı atılıyor! 

Peki ne olacak ? Türk askeri çekilir mi? Yoksa arkamıza rahatca dayanalım mı?  

Hepimiz imkansız diyoruz….ama görülemeyen bir oyun var. Sivil başkaldırı! Şimdi Türk askerinin 100 metre ordusunu geri çekmesi eylemleri olacak. 100 metre geri çekilmesi adadan çekilme değildir mesajları verilmek istenecek…hal bununla kalmayacak. İlkten beri hep yazdım, vurguladım, hedef Türk askerinin gönderilmesi. Bazı yetkililer Amerika çözüm isteseydi çoktan olurdu, bir kötü plan Kıbrısta sunulsa TBMM reddeder, rahat olun diyorlar!  

Ama görmüyorlar ki içten halkın beyni yıkanıyor, gençlerimize Rum kardeşliği öğretiliyor, tarih kitapları değiştirildi, manevi değerlerimiz yok edildi…Şuursuz bir millet olmamız için oluk oluk paralar fonlar akıyor..akıtanlar kimler, AB, ABD,BM,GKRY.neden acaba? AB mali yardım veriyor. Neden? “Birleşik Kıbrıs” için!,

“Kuzeyin kontrol edilemeyen bölge” olmasından ötürü yeninden GKRY’ne bağlanmasını sağlanması için!  

Ne üzücüdür, ne acıdır bu olanlar. Tarihin tekerrürünü tekrar yaşayacağız…Kıbrıs birleştirilecek ama sonunda kara fırtına kopacak!!! 

Bakınız, 8 Mart gecesi duvarın yıkımının başladığı saatlerde İstanbul’dan adaya gelmiştim. Trabzondaydım. Son günlerde Türkiye’nin devamlı surette gündeminde “kötü” tutulmak istenen yerindeydim. Oranın havasını soludum, suyunu içtim, insanını tanıdım. Ve Trabzonumuzu gezdim,  KTÜ’de İşletme ve Ekonomi Kulübünün davetlisi olarak orada bulundum ve Kıbrıs’taki son gelişmeleri aktardım. Adaya döndüğüm 8 Mart gecesinde yol yorgunluğundan televizyonlara bakamamıştım. Ancak 9 Mart günü gazetelere sabah baktığımda, Rumların gece duvarı yıkma çalışmaları başlattıklarını gördüm..”Utanç duvarını” yıktıklarını gördüm…gözlerim yaşla dolmuş ve isyanımdan yerimde duramıyordum. Çünkü 9 Mart günü Baf’ta Rum saldırılarında hunharca katledilen 10 Kıbrıs Türkünün şehit edilişinin günüydü…Kasap bıçakları ile ayakları doğranan, şişlerle delik deşik edilen, kafaları nacak ve baltalarla paramparça edilip beyinleri çıkarılan şehitlerimizin yıldönümüydü… 

  

 İşte Baf Şehitlerimizden gözü açık gidenlerden bazılarından bir resim… 

Şimdi bu tarihi unutturanlar, tarih kitaplarının değişimine imza koyanlar Kıbrıs Türkünü uçurumdan atmak için çalşıyorlar. Rum yunanın siyasetine hizmet ediyorlar…Yazıklar olsun! 

Yazı kategorisi: Kıbrıs | 3 Yorum »

Unakıtan’ın Fabrikalarımız için Söyledikleri..

Yazan: vatanhainleri Mart 19, 2007

Ne banka bırakacağız, ne fabrika, Ne de işletme. Liman da bırakmayacağız. Hepsini satacağız!”

Kemal Unakıtan

Sümerbank için Söyledikleri
“Sümerbank tarihten siliniyor. Elinde bir şey kalmadığı için ismini de kaldırıyoruz.”

Kemal Unakıtan

SEKA İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Stratejik yer imiş.Ne stratejisi, önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına.Seviyorum bu işleri arkadaş.”

Kemal Unakıtan

ŞEKER FABRİKALARI İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Kar edeni de, zarar edeni de satacağız!”

Kemal Unakıtan

TEKEL İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Babalar gibi satarız!”

Kemal Unakıtan

PETKİM İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Ülkenin işgal altına girdiğini söylüyorlar.Gelsinler işgal etsinler!”

Kemal Unakıtan

TÜPRAŞ İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Parayı veren düdüğü çalar. TÜPRAŞ’ı Ruslara satar mısın,diyorlar.Satarım arkadaş”

Kemal Unakıtan

TELEKOM İÇİN SÖYLEDİĞİ
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım,20 bin Dolar veren herkese,TELEKOM’ a ait Bilgileri vereceklerini söyledi.
Burada utanç verici olan, bunu ima etmek için kullandığı cümle:
Binali Yıldırım; “20 bin dolar veren kızımızı görür” diyor.

LİMANLAR İÇİN SÖYLEDİKLERİ
“Ne banka bırakacağız, ne fabrika, Ne de işletme. Liman da bırakmayacağız.Hepsini satacağız!”

Kemal Unakıtan

Yazı kategorisi: Aldatma ve Karalama Partisi, Kemal Unakıtan | 19 Yorum »

“Eyalet” Demedim..!

Yazan: vatanhainleri Mart 19, 2007

Kenan Evren

Evren “Eyalet demedim” diyor; iki cümle sonrasındaki sözleri de şöyle:

- İleride 20-30-50 sonra eyalet olur mu bilemem!

Böylece dememiş mi oluyorsunuz paşam?

Siz de mi bu sözlerinizin altını doldurup düzeltmeler yapmak için aylarca ek açıklamalarda bulunacaksınız paşam?

30 saniye daha düşünüp konuşamaz mıydınız?

Neyse ki paşanın kaybedecek oyu-moyu yok!

Aman paşam “yanlış anlaşıldı” diyerek herkesi “eşek” yerine koymaktan da vazgeçin lütfen; herkes anladı anlayacağını.

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve genelkurmay başkanlığı yapmış kişi olarak, “eyalet-federasyon-olağanüstü hal bölgesi”gibi kavramlar arasındaki farkı farketmediğiniz için özür dilemeniz de gerekmiyor; “mazur” görürüz.

Ama “yanlış anladılar” demeyin lütfen, “Ben yanlış ve eksik anlattım” demeniz gerekir.

Paşam; 12 Eylül’den ötürü “kuyruk acısı” olanlardan söz ediyorsunuz; hayli ayıp ediyorsunuz.

Türkiye’de belli çevrelerde palazlanıp her gün daha da artan “ordu düşmanlığının” tohumlarının sizin döneminizde atıldığını da unutuyorsunuz.

Size bu satırların yazarı dahil kimsenin “vatan haini” falan dediği yok.

Ayrıca, sizi sadece bu eleştiri mi rahatsız ediyor?!

Hem vatan hainliği suçlamasının patenti de artık Başbakan’a geçti; bilginiz olsun.

Bu arada savcılık size “Düşünce suçlusu” muamelesi yapıyor; kıymetini bilin.

Çünkü bu sıfat, sizin için en büyük rütbedir!..

————-

* Not: İnsan Hakları Derneği, “Darbeci Evren” sahip çıkmış! Evren’i bir açıklamasıyla “demokrat” ilan edenlerin arasında; Evren’i eleştirenleri “zırvacılar” diye tanımlayanlara söyleyecek söz bulamıyoruz. Vah, vahhh!

Yazı kategorisi: 12 Eylül Çocukları, Kenan Evren, PKK ve Kürdistan Meselesi | 15 Yorum »

“Sayın Öcalan” diyen biri…

Yazan: vatanhainleri Mart 18, 2007

İşte böyle…

 Sen kalk 30000 kişinin katili adi aşağılık bir teröriste “Sayın” de…

 ama bu “Sayın” kişinin hunharca öldürdüğü kahraman Mehmetçiklerimizin  analarına hakaret et!

Olmuyor “Sayın” başbakan…

 yoksa siz bu sıfatı sadece “Terörist”lere mi kullanıyorsunuz?

Cevabınızı bekliyoruz “Sayın” Başbakan…

Yazı kategorisi: Aldatma ve Karalama Partisi, Görüntüler, Recep Tayyip Erdoğan | 5 Yorum »