Vatan Hainleri!

Türk’ün Ekmeğini Yiyip de Türk’e kılıç Sallama!!

  • a

  •  

    Nisan 2008
    M T W T F S S
    « Sep   Jun »
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    282930  
  • Son Yazılarımız

  • İstatistikler

    • 758,593 Tıklama
  • Gocunanlar

Nisan, 2008 için Arşiv

Yüksek Ahlak sahibi Şeriatçılarımız…

Yazan: vatanhainleri Nisan 28, 2008

Yüksek bir manevi içtenliğe, yüksek bir ahlaka sahiptir bizim dinci, şeriatçı yazarlarımızın, insanlarımızın…

Kadına asla bir mal olarak, bir eşya olarak bakmazlar… Hele hele bayanlarımızı asla bir doğum makinesi olarak görmezler…

Hele ki sadece kişisel zevkleri için bir araç olarak hiç görmezler…

Öyle ya.. Biz cumhuriyet kadınlarımızın haklarını savunurken, onlara çağdaş eğitim vermeye çırpınırken onlar buna karşı çıkarlar… Gencecik kızlarımızın kıçını başını açarmış medeni eğitim… Bale okulları bilmem ne yetiştiriyormuş…

Ahlak misyonerlerimiz her türlü çağdaş olayın karşısındalar!!

Tecavüz haberi oldu mu hemen etiket yapıştılır:

“Bunlar dinsiz!! Allahsız!! Ahlaktan yoksun it köpek!! Bunlar müslüman olamaz!! Dinimizde kadına çok büyük bir değer verilmiştir. Gerçek bir müslüman bunları asla yapmaz…” 

Eee yapmaz tabi… İşine gelince Türkiye’nin %99′u müslüman şeriat gelmeli…

İşine gelince ülke de bu kadar hırsızlık, soygun, talan, yağma, fuhuş varken bunları yapan hep o %1 azınlık…

Bu nasıl iştir??

Bence ortada şeriatçı diye gezinen, hacı hoca takılan kişilerin hayatlarına bir göz atalım…

Cinayet mi aradınız?

Tecavüz mü?

Çok eşlilik mi aradınız?

Kadına dayak mı aradınız?

Örnek verelim Hüseyin Üzmez tek değil…

Fehmi Koru’nun kayınpederi Süleyman Karagülle. Süleyman Karagülle 1928 doğumlu.Geçen yıl Kırgizistan’da 18 yaşında bir genç kızla evlendi.Yani kendisinden tam 60 yaş küçük bir kadınla.

Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez. Hüseyin Üzmez 1931 doğumlu yani 75 yaşında. 2003 yılında, 72 yaşındayken 22 yaşındaki Ayşe Yılmaz ile evlendi..  Süleyman Karagülle’nin eşi ile yaş farkı 60 iken, Hüseyin Üzmez’in eşi ile arasındaki yaş farkı 50.

Haydar Baş‘a da bir göz atalım… Dr. Haydar Baş’ın tam 18 çocuğu var!! Konu yargıda.. Çünkü 18 çocuğun hepsi Haydar beyin 50 yaşını aşmış bir bayandan olma ihtimali biraz az. İşte bu konu mahkemede. Mahkeme sonucunu da buradan duyururuz…

 

 

 

Yok yahu bunların hepsi uydurma!!!

Sayacak daha pek çok insan var ya aslında…

Ne de olsa bunlar 5 vakit namaz kılar…

İmanı itikatı yerinde insanlardır…

Ne diyelim…

Hayran kaldık bu maneviyata, ruhani hayata, şeriat düşüncesine…

Yazı kategorisi: Genel, Radikal İslam Hareketleri | 44 Yorum »

Ne kadar da özel(LEŞTİRİL)dik?

Yazan: vatanhainleri Nisan 26, 2008

Aşağıda geçen işletmeler 5 yıl önce devlete ait, şirketlerin kimi hisseleri ise dolaylı yoldan ya da doğrudan millete ait idi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül mü olsun diye referandum yapan zihniyet, millete ait şirketleri satarken millet uyanmasın diye bin takla atıyor. Ancak aşağıdaki liste devletin ve milletin kaynaklarının nasıl yağmalandığını gözler önüne seriyor. İleride çok daha detaylı bir şekilde özelleştirmelere değineceğiz. Ancak bu yazıyı da tarihe not düşüyoruz:

 

Türk Telekom, Arap’ ın.

Telsim İngiliz’in.

Kuşadası Limanı İsrailli’nin.

İzmir Limanı Hong Konglu’nun..

Araç muayene işi Alman’ın.

Başak Sigorta Fransız’ın.

Adabank Kuveytli’nin.

İETT Garajı Dubaili’nin.

Avea Lübnanlı’nın.

Petkim? Ermeni’nin. (Kazak’a sattık, dediler. Kazağı bi çıkard ık..Ermeni…)

Rakı , Amerikalı’nın.

Finansbank Yunanlı’nın…

Oyakbank Hollandalı’nın.

Denizbank Belçikalı’nın.

Türkiye Finans Kuveytli’nin.

TEB Fransız’ın.

Cbank İsrailli’nin.

MNG Bank Lübnanlı’n ın.

Alternatif Bank Yunanlı’nın.

Dışbank Hollandalı’nın.

Şekerbank Kazak’ın.

Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın.

Turkcell’in yarısı Finli’nin Rus’un.

Beymen’in yarısı Amerikalı’nın.

Enerjisa’n ın yarısı Avusturyalı’nın.

Garanti’nin yarısı Amerikalı’nın.

Eczacıbaşı İlaç, Çek’in.

İzocam, Fransız’ın.

TGRT(Fox) Amerikalı’nın.

Demirdöküm Alman’ın.

Döktaş Fransı z’ın.

Süper FM Kanadalı’nın.

 

Bunların Hepsi TÜRK’tü.

Sadece 4.5 yıl önce.

Daha önce de söylemiştik. Sırada Etibank özelleştirmesi var ki Türkiye’nin Bor rezevrlerini bu banka elinde tutuyor. Banka satılırsa bankayı alacak olan taşınmazlara da sahip olacak. Bu demek oluyor ki Bor madenleri ve işletmeleri satılan kişilerin ellerine geçecek…

Bu yağmaya dur demek için Ulusal düşüncede bir parti başa gelmelidir. Amerikan’ın Kuşatma Partisi daha fazla iş başında kalamaz. Yoksa sonumuz Meksika’dan beter olur.

Saygılar

Yazı kategorisi: ABD Uşakları, Aldatma ve Karalama Partisi, Genel, Yolsuzluk, İçimizdeki AB Yalakacıları | 15 Yorum »

Türbanı Tartışmak ve Tarihi Hatırlamak…

Yazan: vatanhainleri Nisan 26, 2008

Bugün Vatan Gazetesinin internet sitesini açtım ki, her tarafta türbanla ilgili haberler var:

+Türbanlı sayısı 4 kat arttı
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=03.12.2007&Newsid=149957&Categoryid=1

+Erdoğan’dan türban telefonu
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=03.12.2007&Newsid=149996&Categoryid=1

+ Kırmızı başlıklı kız nasıl kırmızı türbanlı kız oldu?
http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=15.05.2006&Newsid=150000&Categoryid=1

+ Fethullah Hoca’dan başörtüsü yorumu
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=03.12.2007&Newsid=149990&Categoryid=1

+ YÖK’ten Gül’e ‘kara çarşaf’ yanıtı
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=03.12.2007&Newsid=149987&Categoryid=1

İşte Türkiye’nin “en önemli konusu: türban” ne de çok tartışılıyor…
Sanki 70 milyonluk yurdum insanının cebinde geçinebileceği iyi bir maaş, evinde yiyebileceği sıcak bir aş (Sıcak bir evi olduğu varsayılırsa tabi) her şey güllük gülistanlık biz hala yüz yıllar önceki konuları tartışıyoruz!!!

Madem konu türbandan açıldı, ben de siz değerli okuyanlarıma türbanın tarihini ve nasıl bir sorun olarak ileri sürüldüğünü anlatmaya çalışayım!

Not: Türban kelimesi Fransızcadan türemiş bir kelimedir. Arapça değildir!!!

O kadar Kur’an ve diğer dinlerin kitaplarını okumama rağmen kadınlarımızın “türban” ile kapanması gerektiğini yazan bir ayete rastlayamadım. İşin komik tarafı işte burda yazıyor diyen bir islamcı ile de karşılaşmadım. Yani “türban”ın bir dini simge olduğunu tartışmaya açmıyorum bile. Çünkü türbanın ortaya çıkış tarihi 1960′lı yıllara denk gelir.

 

Şule Yüksel Şenler 1938 doğumlu. Yani bugün 69 yaşında. Şenler siyasette ve toplum yaşamında İslama çok bağlı kadının da yeri olduğunu ileri sürerek yurt gezilerine çıktı. Pek çok ilde tesettür konusunda konferanslar verdi. O dönemin dinci bazı gazeteleri de Şenler’i bayrak yaparak arkasında durdu.

1971 yılında Şenler, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a bir mektup yazdı. İslama çağrı niteliğindeki bu mektupta Cumhurbaşkanı’na hakaret olduğu gerekçesiyle hakkında dava açıldı ve Şenler hapse girdi. 3 ay cezaevinde kaldı.

Bugün gazetesinde 1967-71′de köşeyazarı idi. Seher Vakti dergisi başyazarı oldu. 1980′den sonra Zaman ve Milli Gazete’de yazdı.

Türbanın yayılması ile ilgili çalışmaların en yoğun yaşandığı yıllar 1968- 1969 yıllarıdır. Şule Şenler ve Mehmet Şevket Eygi karış karış Anadolu’yu gezerek kadınları türbanla tanıştırdılar.

Mehmet Şevket Eygi denen yobazı daha başka makalelerim de sizlere anlatacağım…

Biz dönelim türbana!

Bir aralar Merve Kavakçı vardı hatırlar mısınız?

Hatırlamayadıysanız ben hatırlatayım:

Merve Kavakçı, Refah Partisi’nden Milletvekili olunca meclise türbanla gelen bayan milletvekilimiz… Merve Kavakçı ayrıca geçmişte RP’nin CIA ile ilişkilerini yürüten Abdullah Gül’ün de yardımcısıydı.

Parlementoya Nazlı Ilıcak ile beraber girdi…

 

buraya da görüntülerini koyalım:
http://www.youtube.com/v/ZK_3Lb4UOpk

Buraya da Tayyip Erdoğan’ın bir zamanlar diz çöktüğü gibi kendisinin de kimler önünde diz çöktüğünün kanıtını koyalım:

 

Bu arada “türban siyasi bir simge değil” diyenlere cevabı “Bülent Arınç”ın kendi ağzından verelim:

“Kavakçı elbette ki siyasal simge olarak türban takıyor.” (26 Haziran 1999 Hürriyet)

Amerikadaki komşuları ise Merve Kavakçının Türkiye’ye hizmet edemez deyişini burada okuyabilirsiniz:
http://webarsiv.hurriyet.com.tr/1999/05/06/114367.asp

Bu arada Süleyman DEmirel Merve Kavakçı’nın dış ülkelerle olan irtibatından haberda olduğunu ve kendisinin bir provakatör olduğunu canlı yayında anlatıyor:
http://webarsiv.hurriyet.com.tr/1999/05/04/113991.asp

Araştırdıkça neler çıkacak daha dersiniz?

Merve Kavakçı’nın Amerikan vatandaşı olduğunu da ekleyelim ve tabi ki de kanıtlayalım:
http://www.milliyet.com.tr/1999/10/23/siyaset/siy02.html

Tabi ki siyasal islamcıların hep bir ağızdan kullandığı mazlum rolünü merve kavakçı şu şekilde özetliyor:
“ben mazlum halkın temsilcisi olarak geldim Millet Meclisine”

Eee ama neden mazlum halkın temsilcisi Amerikan vatandaşı çıkıyor?

Siyasal islamcıların kimlere ve hangi odaklara hizmet ettiği çok iyi bir şekilde anlaşılmaktadır.

CIA bağlantılı bı sahtekarlar ülkemizi birkaç parçaya ayırmak istemektedirler.

Son olarak kavakçı’nın ailesinin ne olduğunu gösterelim. Hangi örgütlerle bağlantıları var dersiniz kavakçı ailesinin:
http://www.milliyet.com.tr/1999/05/04/siyaset/siy00a.html

Ayrıca Milliyet gazetesinin 4 Mayıs 1999 tarihli “Bol Soruşturmalı Bir Aile” adlı haberi okumanızı tavsiye ederim…

Küçük bir not daha size: “Simit satan adama simitçi dendiği gibi, İslamı satan adama da İslamcı denir”

Saygılar…

Yazı kategorisi: ABD Uşakları, Aldatma ve Karalama Partisi, Genel, Radikal İslam Hareketleri | 26 Yorum »